Anasayfa arrow Etkinliklerimiz arrow Turgut Cansever Okumaları arrow Bilge Mimar Turgut Cansever, vefatının 1. yıldönümünde anıldı.
Bilge Mimar Turgut Cansever, vefatının 1. yıldönümünde anıldı. PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 22 Şubat 2010

ImageMimar ve Mühendisler Grubu tarafından, her ay gerçekleştirilen “Turgut Cansever Okumaları”nda, Bilge Mimar Turgut Cansever vefatının 1. Yıl dönümünde anıldı. 22 Şubat 2010 Pazartesi akşamı Yıldız Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirilen programda Yazar Mustafa Armağan “Turgut Cansever’in Düşüncesi” konulu bir konuşma yaptı.


Kendisini mimarlık eğitim almamış bir edebiyatçı olarak tanıtan Mustafa Armağan, konuşmasında özellikle Bilge Mimar Turgut Cansever’in fikri dünyasına işaret ederek kendisini derinden etkilediğini dile getirdi. 1989 yılında Dekorasyon dergisinde çıkan bir söyleşi yazısı vesilesiyle Cansever’i tanıdığını söyleyen Armağan, şunları dile getirdi:

Mimaride yeni yönelişleri ortaya koyabilecek tek ülke Türkiye’dir başlığıyla yayınlanan bu yazı bu düşünce solosu o zaman pek çok dostumu etkilediği gibi beni de çarpmıştı. Çünkü orada Türkiye’de pek duymaya alışkın olmadığımız tonda bir insan çıkıyor ve Mimaride yeni yönelişleri ortaya koyabilecek tek ülke Türkiye’dir, diyor.  Bu o kadar cüretkâr bir karşı çıkış ki başlığın altını okudukça daha büyük karşı çıkışlar, daha büyük isyanlar görüyordunuz ve bu bizi büyük bir heyecana boğmuştu.

Daha sonra başka bir dergide yapılan söyleşisinde ise Rönesans’ın yanılgıları ve Galileo ile ilgili açıklamalarda bulunduğunu gördük. Açıklamasında Rönesans’ı bizim kitaplarımızda gördüğümüzden çok farklı şekilde ele alan bir yaklaşımla değerlendirdiğini ve insan düşüncesini geliştirmek yerine onu daraltan, onu sadece insanın gözüne; insanın algısına indirgeyen bir kavram olarak sunmaktaydı.

Mimari çalışmalarında ise evrenselden yerele bir bakış açısı benimseyen Cansever, Mimar Sinan’ın bu konudaki mimari yaklaşımlarından oldukça etkilenmiştir. Turgut Cansever’in söylemlerinde ele aldığı konular şehircilik ve mimari olsa da süregelen düzeni de bir filozof yaklaşımıyla eleştirmekten geri durmamıştır. 1920’li yıllarda batı standartlar geliştirmek ve standartlar bilinci oluşturmak gerektiği üzerinde çalışmalar yaparken ve elinde üretebilmiş olduğu standartları korumaya, üzerine yenilerini katmaya çalışırken bizler, geçmişten devraldığımız ne kadar standart varsa onları yok etmeye çalışmışız. Turgut Cansever 7 düvele hükmetmiş bir devletin mirası olan değerlerin gerçekten de değerli olduklarını, bunları reddeden ve yıkmaya çalışanlara anlatmaya çalışarak hayatını geçirmiştir.

Programda söz alan Mehmet Öğün ise Turgut Cansever’in zoru tercih edişini “Turgut Cansever Mesleki olarak ‘Harakiri’ yapmıştır.” diyerek şunları kaydetti:

Turgut Bey mesleki olarak HARAKİRİ yapmış bir insandı. Osmanlı’da yaşasa bir Mimar Sinan ya da meşhur Mimarlardan biri, Amerika’da yaşasaydı bir Frank Lloyd Wright, Fransa’da yaşasaydı Le Corbusier olabilirdi; ama Türkiye’de olmayı seçti. Turgut Cansever, tıpkı bir tambur virtüözü gibi büyük bir hâkimiyetle eserler seslendirirken kendisinden eline alüminyum bir tencere alıp kepçeyle vurarak ses çıkarmasını isteyen ve bunu “GÜZEL” olarak dile getirenlere o tamburun ortaya koyduğu eserin daha kaliteli olduğunu anlatabilmek için bütün ömrünü harcamıştır. Aslında bu onun görevi değildi. Onun görevi tasarım yapıp mimari eserler ortaya koymakken, bu görev arka planda kaldı. O,  topluma geçmişte ortaya konan eserlerin kıymetini tekrar hatırlatmak için ömrünü ortaya koydu, mücadelelere girdi.

Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Alpay Aşkun Konferans Salonu’nda gerçekleşen ve yoğun ilgi gösterilen programa Cansever’in çalışmalarına ilgi duyan pek çok MMG üyesinin yanı sıra üniversite öğrencileri ile Turgut Cansever’in yakınları da katıldı.


 
< Önceki   Sonraki >
 
 
© 2010 Mimar ve Mühendisler Grubu