| Vakıf Medeniyeti |
| Pazar, 11 Ekim 2009 | |
|
Katılımcılara teşekkür ederek konuşmasına başlayan Genel Başkan Avni Çebi, MMG’nin bir sivil toplum kuruluşu olduğunu ve bu kuruluşların eskiden vakıf sayıldığına dikkat çekti. Vakıfların amaçları, gayeleri, nasıl işledikleri ve nasıl işlemesi gerektiğinden bahseden Çebi, Osmanlı Döneminde vakıfların ne kadar önemli olduğunun da altını çizdi. Başkan Çebi konuşmasına şu şekilde devam etti: "Hayırda yarışınız" emri, "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır" prensibi gereği toplum birbiri ile yarışmış ve günümüze kadar ulaşan muazzam eserler vücuda getirilmiştir. İnsanların ihtiyacına, çevrenin şartlarına göre değişen çok farklı hizmet alanları olan Vakıf müessesesi Osmanlı'da bu açıdan dinamik bir yapıya sahipti. Donuklaşmış, kalıplaşmış bir yapısı yoktu." İnsanların, canlıların yaşadığı yerlerde mutlaka onlara yapılacak bir yardım, bir hizmet vardır" anlayışı Osmanlı Vakıflarının genel prensibi idi. Osmanlıda genelde şehirler, vakıf bir külliyenin, mahalleler vakıf camilerin, hamam, çeşme ve benzeri yapıların etrafında kurulmuştur. Bu şekilde yapılan yüzlerce eser Rumeli’de şehirlerin İslâmî vecheye bürünmelerini sağlamıştır.” Diyen Çebi Vakıf İnsan kavramına da değindi. “Osmanlı toplumu bir vakıf toplumu, insanı da bir vakıf insanıdır. Vakıf insanı, bütün yaşamını kendisinin değil insanların faydasına ayırmış, sadece insanlara hizmet için yaşayan insan demektir” diyerek medeniyetle insan arasındaki bağa dikkat çekti.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Önemli Bir KurumDaha sonra Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt kürsüye gelerek görsel bir sunumla konuşma yaptı. İlk önce düzenlenen bu organizasyon için MMG’ ye teşekkür eden Beyazıt, Vakıflar Genel Müdürlüğünün ne gibi faaliyetlerde bulunduğunu ve bu faaliyetlerin ülke için ne denli öneme sahip olduğundan bahsetti. Mimar Sinan’dan örnekler vererek günümüzle kıyaslamalar yapan Beyazıt, bürokrasinin zaten zor olan işlerini daha da zor hale getirdiğini fakat göreve geldikten sonra Türkiye’de bu konuda bir ivme yakaladıklarından bahsetti. Rakamlar ile konuşmasını sürdüren Beyazıt, Osmanlı Devletinde şu anda modern devletin yaptığı tüm işlerin vakıflar tarafından yapıldığını hatırlatarak geleneksel vakıfçılık anlayışından ve vakıfların nasıl işletildiğinden bahsetti. Göreve geldikten sonra vakıf eserlerinin sayısını yaklaşık olarak 10 bin adet artırdığını da belirten Beyazıt yılda ortalama 1000 eser onardıklarını söyledi. Şu anda 41.720 adet vâkıfın işlerini yürüttüklerini de sözlerine ekleyen Beyazıt, 27 binden fazla vakıf arazisini geri devlete kazandırdıklarını belirtti. Konuşmasında ayrıca yap- işlet- devret modeli ve restore et- devret modeli ile gelir elde ettiklerini söyleyen Yusuf Beyazıt, 13 adet de müze açtıklarını anlattı. Vakıfların hizmet ve ibadet yüklü amaçları olduğunu belirten Yusuf Beyazıt, tüm gayretlerinin bu temel değerlere layık olmak olduğunu söyledi. Son olarak bir müjdeyle konuşmasını bitiren Beyazıt, Mimar Sinan Vakfı ile Fatih Sultan Mehmet Vakfı ortaklığında ismi Fatih Sultan Mehmet olan bir üniversite kuracaklarını söyledi. Bu üniversitelerde Mimar Sinan’ı anlayan ve onun yolunda ilerlemek isteyen öğrenciler yetiştirmeyi istediklerini söyleyerek konuşmasına son verdi.
|