| İnşaat Sektörü Dünyaya Açılmalı ve Oyuncuları Birleşmeli |
| Çarşamba, 17 Şubat 2010 | |
|
Her hafta sayıca daha fazla bir katılımın gözlendiği Bizbize Konuşmalar programımızda bu hafta inşaat sektörünün genel bir değerlendirmesi yapıldı ve ilgili sektöre dair öngörüler konuşuldu. Müsiad İnşaat Sektör Kurulu Başkanlığı görevini de yürüten Mahmut Asmalı, birçok sorun olduğunu, bu sorunlara yönelik hazırladıkları raporun da Bakan Mustafa Demir’e iletildiğini ifade etti. Sorunların varlığında önemli olanın “çözüm üretme isteğimiz” olduğunu vurgulayan Asmalı, Hintli ressam hikâyesini katılımcılarla paylaştı. Hikâye şöyle gelişir: “Ressamın yanında uzun yıllardır çalışan çırak, ustasından artık icazet ister ve ayrı çalışma kararı verir. Bunun üzerine ustası: ‘Olur; ama sana öğrettiklerimi kullanarak 2 mükemmel tablo yapmanı istiyorum. Sonra da bunları sabah meydanın en işlek yerine ‘eksik gördüğünüz yerlere çarpı atın’ notuyla asacaksın” der ve çırak da denileni yapar. Akşamüstü tabloyu almaya giden çırak, tablonun çarpı işaretleriyle dolu olduğunu görür. Bunun üzerine ustası ‘şimdi de diğer tabloyu al ve ‘eksik gördüğünüz yerleri tamamlayın’ notuyla aynı yere as gel der. Sonraki akşam tabloda tek bir düzeltmenin olmadığı görülür.” 2009’un Değerlendirilmesi 2007’de yavaşlamaya başlayan sektörün, 2008’de Lehman Brothers’ın iflasıyla çok zor duruma düştüğünü ifade eden Asmalı “sektörün 2004 -2005 ve 2006 yıllarını yakalaması çok zor. TÜİK verileri bile istihdamda %20 azalma olduğunu belirtiyor”. Sektörün %16 – 17 dolaylarında büyüdüğü yıllarda Türkiye’nin de ortalama %6 – 7’lik bir ivme yakaladığını ifade eden Asmalı, “ülkemiz için motor görevi gören İnşaat Sektörü krize en erken giren; ama krizden de en geç çıkan bir sektör olmuştur.” dedi. Gelir – gider dengesini ayarlayamayan, kamu bazlı çalışan ve öz sermayesiyle iş yapmayan firmaların taahhütlerini yerine getiremediğini ifade eden Asmalı, son 2 yıldır yaşanan bu gelişmelerin de Türk müteahhitlerini yurtdışında arayışa ittiğini ifade etti. Dünyanın ilk 200 müteahhidi listesinde Türkiye’nin 31 firma ile Çin’den sonra ABD ve İtalya’yı geride bırakarak 2. sırada yer aldığını belirtti. Çin’in devlet olarak birçok firmayı ciddi şekilde sahip olduğu döviz fazlası sayesinde kredi vererek desteklediğini, mahkûmları bu firmalara yönlendirerek de maliyet avantajı sağlamalarına yardımcı olduğunu dile getirdi. Firmaların bir dönem, fizibilitesiz, hesapsız bir şekilde her işe koştuğunu ifade eden Asmalı, 2001’de yasallaşan, ihaleyi en az teklifi veren firmaya verme mantığından kurtulmamız gerektiğini, burada İstanbul İl Özel İdaresi gibi kurumlarca uygulanan yaklaşık maliyetleri dikkate alarak, en ucuz ve en pahalı firmaların elenmesi sonrası kalan firmaya ihalenin verilmesi gerektiğini dile getirdi. Aksi taktirde, bugün en büyük sorunu ulaşım ve deprem olan İstanbul gibi bir metropolde kalitesiz ürünün ve işlerin gecikmesinin önüne geçilemeyeceği gibi taşeronların da mağdur olmasının engellenemeyeceğini ifade etti. “Devlet paralel birleşmeleri emsal artışı avantajı vb. şekillerde teşvik etmeli ki dayanıksız yapıların yerine modern binalar inşa edilebilsin.” 2010 Beklentileri 2009’daki zararın atlatılması süreci devam etmekle birlikte, 2010’un ikinci çeyreğinde büyüme yakalanabilir kanaatinde olduğunu dile getiren Asmalı, boş konutların eritilmesinin ve firmaların yatırım yapmalarının zaman alacağını, buna mukabil kaliteli ve nitelikli konutların hareketli olacağını ifade etti. Zorlaşan rekabette “Şirket ayrılıklarından ziyade, birleşmelerine önem verilmelidir; küçük pastada kümelenmek yerine, büyük olup büyük işler almalıyız, ‘çok olsun hepimizin olsun’ mantığıyla hareket etmeliyiz.” diyen Asmalı, özellikle Ortadoğu ve Körfez Ülkeleri olmak üzere yurtdışı pazarına açılmak gerektiğini ifade etti ve ticari ahlakın önemine değindi. Toplantı soru – cevap kısmıyla son buldu. |