| Türkiye'nin Ermeni Meselesi |
| Pazartesi, 26 Temmuz 2010 | |
|
Araştırmacı olmasına karşılık, doğum yeri olan Adana bölgesinde Ermeni mezalimini yaşayan ilçesinde canlı tanıklarla birebir görüşme olanaklarına sahip oluşu bu sunuma daha da bir anlam kazandırmıştır. Sunuma üyelerimiz tarafından büyük bir önem verilmesi yer ve zaman belirtilerek geçmişte asıl mağdur olanın Türklerin oluşu, her türlü işkenceye maruz kalan bir toplumun evlatları olarak atalarımızın yaşadığı, insanlığın kabul edemeyeceği Ermeni mezalimi bazen duygulu anlar yaşamamıza, göz pınarlarımızdan yaşların akmasına sebep olmuştur. Ermenilerin hiçbir zaman devlet olmadıkları Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetimi altında her türlü ayırımdan uzak, ibadetlerini bile özgürce yaptıkları, askerlik hizmetini ayırım yapmadan atalarımızla birlikte ifa ettikleri, sanatsal ve ticari faaliyetlerini özgürce sürdürürken Rus - Fransız ve İngiliz kışkırtmaları ile ekmeğini yedikleri bu Anadolu coğrafyasında ihanet eden bir toplum haline gelerek, düşmanca bir tavır sergilemişlerdir. Daha çok Klikya tabir ettikleri Çukurova bölgesinde yerleşim göstermişlerdir. 1878 yılında 93 harbi olarak bilinen ilk kışkırtmalar Rusya’dan gelmiş.Çökmeye yüz tutmuş yedi cephede savaşan Osmanlı İmparatorluğu’nu çökertmek için Fransız ve İngilizler Çukurova (Klikya) Ermenileri ile irtibata geçerek asıl soykırımın Türklere karşı yapılmasında Ermenilerle işbirliği yapmışlardır. Rusya Ermenilerin Osmanlı topraklarında komite kurmalarını sağlamıştır. Hınçak Ermenileri özellikle Kayseri – Yozgat – Çorum – Sason - Zeytun (Süleymanlı) –Saimbeyli (Haçin) – Klikya (Adana) – Kozan – Feke – Haruniye yerleşim yerlerinde - köylerde her türlü işkence ve zulümleri insanlık onurunun kabul edemeyeceği bir şekilde Türkler üzerinde gerçekleştirmişlerdir. Köylerde darağacında yaşlı genç demeden idam sehpalarında insanlarımızı asmışlar hatta öylesine canavarlaşmışlar ki kendi öz çocuğunu bir babaya yedirtecek kadar aşağılaşmışlardır. Kışkırtıcı ülkeler Ermenilere siz buraların sahibisiniz devletinizi kurun diyerek yönlendirilmişlerdir. 1915 yılında Van isyanında Taşnak işbirliği ve Rus desteği ile Van işgal edilmiş. İlk anda Van’da 3.000 – Muş’ta 20. 000 Müslüman öldürülmüş daha sonra bu katliamlar artarak farklı yerleşim bölgelerinde devam ettirilmiştir. Osmanlı’nın haklı olarak bu isyanı bastırması Dünya’ya Osmanlı Ermenileri katlediyor diye yansıtılmıştır. Bu topraklar üzerinde karışıklık çıkararak Osmanlılara karşı tüm ülkeleri kışkırtmak istemişlerdir. Hristiyan misyonerler Ermenilerin katledildiğini yalan yanlış olarak tüm Avrupa’ya duyurmuşlardır. 1915 yılında Osmanlı ordusu yedi cephede savaşırken bunu fırsat bilen Ermeni çeteler Bosna’da Sırpların Müslümanlara uyguladığı katliamın aynısını yapmışlardır. Ermeniler yıllarca sinsi planlarını uygulayarak günümüzde Türkiye’yi zor durumda bırakmak için boş durmadan dünyayı etkilemek için parlamento düzeyinde sözde soykırıma uğradıklarını tescil ettirmek çabası içinde bulunmuşlardır ve halende uğraşmaktadırlar. Bu gün 21 ülkenin parlamentosu soykırımı aleyhimize olarak kabul etmişlerdir. Böyle bir mesnetsiz kararı onaylarken Türkiye’nin savunma hakkını tezlerini sunma iradesini dikkate almamışlardır. Türkiye ülkeler bazında Ermenilerin tezlerini çürütmek kendisini doğruları ifade etme faaliyetlerine 1980 yılından itibaren gecikmeli başlamıştır. Ermeni olayları ile ilgili Rusya – Fransa – İngiltere – Almanya – Lübnan – Ermenistan – Suriye – Türkiye ve diğer ülkelerde 100.000’den fazla belge ve döküman mevcut olduğu halde Türkiye’nin tüm ısrarlarına karşılık arşivlerin açılarak bu değerlendirmeyi tarihçilerin yapması talebimize karşılık Ermeniler itibar etmemişlerdir. Çünkü belgeler incelenirse haksız duruma düşeceklerini çok iyi bilmektedirler. Ermeni belgelerinde öne sürülen 3 milyon Ermeni’nin tehcire (göçe) soğuk kış günü tabi tutuldukları da tarihi belgeler incelendiğinde yalan olduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki doğru olan şudur; ifade edilen 3 milyon kişilik rakam 700.000 olup bunun 200.000 kişisi silahları ile Rus güçlerine katılmışlardır. Osmanlı adaleti tehcirde de kendisini göstermekte her Ermeni’ye kişi başına harçlık dahi verilmesi sağlanmıştır. Yine tarihi belgelerin ve bazı tarihçilerin, olayı daha dramatik bir hale dönüştürmek için iddia ettiği gibi tehcirin soğuk kış günü değil 16 Haziran 1915 tarihinde yani havanın sıcak olduğu aylarda olduğu kesindir. Ekmeğini yediği ülkeye ihanet edip, kendisine ayrım yapmadan yaşam hakkı tanıyan bir ülkeye katliam düzeyinde ihanet eden bu insanları emniyetli başka bir bölgeye göç ettirmenin en doğal bir tedbir olduğu kesindir. Ermeni zulüm ve katliamı, Gaziantep’e girerken, onları kışkırtan ülke olan Fransa’nın askerlerini bile hayretler içerisinde bırakacak kadar aşağılaşmıştır. Bu durum karşısında Fransız askerleri Ermeniler’in yaptığı zulüme dayanamayıp, Ermeniler’i geri plana almışlardır. Ermenileri Bizans zulmünden kurtaran Selçuklu Türkleri’dir. Anadolu Türk idaresine girdikten sonra Osmanlı diğer dinlere tanıdığı imtiyazları eksiksiz Ermenilere de tanımıştır. Matbaa kullanım hakkı Ermenilere tanınmış, ticaret, sanayi ve diğer dallarda altın çağlarını yaşamışlar hatta bakanlık bile yapmışlardır. Ermeni kitapları medreselerde okutulmuş, bu milletin özevladı olarak görülmüşlerdir. Tarihten beri süregelen dış mihrakların kışkırtmaları halen devam etmekte olup Ermeni diasporaları aleyhimize bıkıp usanmadan çalışmaktadırlar. Halen bir çok dernek, cemiyet, Hınçak ve Taşnak kuruluşları halen aktif olarak aleyhimize çalışmaktadırlar. Dışarıdan bu kışkırtma ve yıkım faaliyetleri devam ederken içeriden de üzülerek de olsa sözde yazar - basın mensubu vb. oluşumlarda Ermeni diasporası etki ve desteğinde olarak bu yalan ve karalama kampanyasına ortak olmuş ve olmaktadırlar. Ermeni Katliamı’na karşı yerli çetelerin ve Kuvay- i Milliye güçlerinin kahramanca mücadelesi Ermeni isyanını bastırmıştır. Halen ülkemizde yaşayan Ermeniler vatandaşlık haklarından eşit ve özgürce faydalanmakta olup Ermeni diasporasının tarihi gerçekleri saptıran bu karalama kampanyasını kabul etmemektedirler. Bu ülkenin bireyleri olarak her zaman birlik beraberlik – dayanışma - sevgi ve saygı bağları içerisinde uyanık olmamızın büyük önem taşıdığı, düşmanlarımıza karşı bilinçli, belgeli ve dikkatli olmak zorundayız. Su uyur düşman uyumaz atasözümüz “ERMENİ YAPMAZ SENİN YAPTIĞINI “ cümlesiyle geçmişte yaşanan olayların en belirgin anlatımıdır. Araştırmacı ve Saygılı Rulman Ltd, Şti’nin sahibi Sn. Eflatun Saygılı beyin tarihi gerçeklere dayalı belgelerle ispatlı - doğduğu bölgede aile büyüklerinin birebir yaşadığı canlı tanıklarla yüz yüze yapmış olduğu görüşmeler ve Ermeni mezaliminin korkunçluğunu, atalarımızın çekmiş olduğu ızdırapları sanki sunum esnasında yaşıyormuş gibi duyarlı anlatımı yer yer sunucumuz Sayın Eflatun SAYGILI Bey’in ve üyelerimizin duygulanmasına sebep olmuştur.Konu içeriği ve sunumun çok iyi olduğu bilgi düzeyinin üst seviyede oluşu olayların tarihi belgelerle desteklenmesi sunumu çok değerli kılmıştır.
Get the flash player here: http://www.adobe.com/flashplayer
|